(İSTANBUL) - CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, "Memleket, 'Senin hırsızın mı, benim hırsızım mı?' yarışına mahküm edilmiş. Hırsızın partisi, yolsuzluğun ideolojisi, ahlaksızlığın bahanesi olur mu?" dedi. Tekin, "Asıl tehlike, yanlış yapanların çoğalması kadar, yanlışı savunanların çoğalmasıdır" ifadelerini kullandı.CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, yolsuzluk ve hukuksuzluk karşısında siyasi aidiyete göre tutum alınmasını eleştirdi.
Tekin, şunları kaydetti: "Eskiden yolsuzluğa, hırsızlığa bulaşan siyasetçi toplum içine çıkmaya utanır, siyaseten itibarını kaybederdi. Bugün ise utanması gerekenler meydan okuyor, hesap sorması gerekenler savunmaya geçiyor. Memleket, 'Senin hırsızın mı, benim hırsızım mı?' yarışına mahküm edilmiş.
Hırsızın partisi, yolsuzluğun ideolojisi, ahlaksızlığın bahanesi olur mu? İnançtan söz edip adaleti çiğnemek, ahlaktan dem vurup haksızlığı savunmak, kul hakkını dilinden düşürmeyip çıkarı uğruna susmak nasıl bir vicdanın ürünüdür? Ne ara değerlerimizi menfaate, inançlarımızı çıkara, vicdanımızı siyasi sadakate kurban ettik?
Asıl tehlike, yanlış yapanların çoğalması kadar, yanlışı savunanların çoğalmasıdır. Çünkü haksızlığı yapan kadar, kimliğine bakarak onu mazur gören anlayış da bu çürümeye ortak olur. Bir ülkede hırsızın kim olduğu, ne yaptığı kadar önemli hale gelmişse; orada yalnızca siyaset değil, ahlak da sorgulanmalıdır.
Peki, ne zaman dur diyeceğiz? Hukuksuzluk bize dokununca mı? Haksızlık bizim kapımızı çalınca mı?
Yoksa çocuklarımıza bırakacak temiz bir gelecek kalmadığında mı?Unutmayalım: Adalet, yalnızca karşı taraf cezalandırıldığında adalet değildir. Ahlak, yalnızca başkasının kusurunu gösterirken ahlak değildir. İnanç da çıkarlarımızı korumak için kullandığımız bir kalkan değildir.
Bu ülkenin ihtiyacı yeni bir 'bizimki' değil; kim olursa olsun yanlışa yanlış, hırsızlığa hırsızlık, adaletsizliğe adaletsizlik diyebilen bir vicdandır. Çünkü bir gün herkesin siyasi bahanesi tükenir. Ama çocuklarımıza bıraktığımız ahlaki enkazın hesabını hiçbir bahane veremez.
Asıl soru şu: Biz bu ülkeyi gerçekten seviyor muyuz, yoksa yalnızca kendi tarafımız kazandığı sürece mi seviyoruz?"



